Tour de France 2012 4. Etap

4 Temmuz’da koşulan 4. Etapta bisikletçiler Abbeville kentinden start alıp finiş çizgisini Rouen’de geçtiler. 214.5 km’lik bu etap bu seneki Tour’un şimdiye kadarki en uzun etabı oldu. Hatta bu sene koşulacak olan 20 etabın içerisinde en uzun 4. etap aynı zamanda. Yine ilk haftanın gelenekselliğinde çok fazla tırmanış içermeyen ama aynı zamanda 4. kategoriden 4 tane tırmanışı içinde barındıran genelde düz profili olan bir parkur seçilmişti. Son kategorize tırmanışın da finişten 70 km kadar önce olduğunu gören sprinterlerin bu etaba ayrı bir konsantrasyonla başladıklarına eminim.

Etap Profili

Tırmanışlar

  • Km 38.0 – Côte du Mont Huon – 2.1 kilometre – uzun tırmanış – %4.1 – kategori 4
  • Km 69.0 – Côte de Dieppe – 1.8 kilometre – uzun tırmanış – %3.9 – kategori 4
  • Km 74.0 – Côte de Pourville-sur-Mer – 1.9 kilometre – uzun tırmanış – %4.4 – kategori 4
  • Km 143.0 – Côte de Toussaint – 1.9 kilometre – uzun tırmanış – %4.5 – kategori 4

Finiş Profili

Finiş profilinde de gördüğünüz gibi son 4 km neredeyse tamamen düz olan, düz olmasının da yanında rakımının da son derece düşük olduğu bir finiş. Özellikle 1. ve 3. etap finişlerinin çok da uzun olmasa da ufak bir tırmanışla bitmesinden dolayı, saf sprinterleri finişte görememiştik. Profil daha çok puncheur/sprinter karışımı profile sahip bisikletçilere uygun görünmüştü ki zaten bu 2 etabı da Peter Sagan almıştı. Saf sprinterlere uygun ilk etap 2. etaptı ve burada da zafer Mark Cavendish‘e gitmişti. 4. etap da saf sprinterlere uygun 2. etap oldu.

İlk 3 etabın tamamında kaçış grubunda gördüğümüz Michael Mørkøv (Saxo Bank-Tinkoff) bu etapta pelotondan ayrılmayı tercih etmedi. Bir nevi “Ben de insanım.”  diyordu böylece. Bugünkü kaçış grubu biraz küçüktü, sadece 3 bisikletçiden oluştu: Yukiya Arashiro (Europcar), Anthony Delaplace (Saur-Sojasun) ve David Moncoutie (Cofidis, Le Credit En Ligne) [4]. Bu 3’lü içerisinden genel klasmanı tehdit eden bir aday da olmayınca peloton tempoyu yüksek tutmaya gerek görmedi ve kaçaklar bir ara farkı 8 dakikaya kadar çıkarmayı başardı.

Tabii yine de kaçanların etap galibiyete uzanmasının ihtimali pek gerçekçi durmuyordu. Her ne kadar aralarında genel klasmanı tehdit eden bir bisikletçi bulunmasa da, Fabian Cancellara‘nın koruması gereken bir sarı mayosu ve özellikle asıl amacı etap galibiyeti olan sprint trenleriyle gelmiş takımların da tam da dişine göre bir finiş vardı. Hal böyle olunca, geçtiğimiz etaplardaki gibi pelotonun önünde daha çok RadioShack-Nissan takımını gördük. Ama finişe yaklaşmaya başladıkça, özellikle son 20 km’de sprint trenleri yavaş yavaş kendini belli etmeye, pelotonun önünde trenlerini en uygun yerde konuşlandırmak için çabalamaya başladılar. Bu da her zaman temponun oldukça artması demek aslında. Artan tempoyla beraber kaçan grubun ümitleri de ufala ufala tükendi ve finişe son 8.5 km kala peloton tarafından yutuldular.

4. etap startı verilmeden sarı mayo ile arz-ı endam eyliyor Fabian Cancellara, keyfine diyecek yok. Tabii ASO’nun başındaki isim Christian Prudhomme da karedeki yerini almış. Cancellara’nın hemen sol arkasındaki SKYlı sanırım Bernhard Eisel, o da muzipçe gülümsüyor [5].

Kimi destekledikleri şüphe götürmeyen (Edvald Boasson Hagen) Norveçli bisiklet tutkunları. Bayraklarıyla donanmaları yetmemiş, üzerlerine sanki ulusal şampiyonmuş gibi mayolarını geçirmişler, başlarındaki cap’leri de eksik kalmamış [1].

Fransa’nın kuzey sahilleri. Bisikletçiler bazen yağmur, çamur, bazen ise kar ve soğuk ile mücadele ediyorlar, ama bazı günler de var ki, başlarını kaldırdıklarında gördükleri manzara bu fotoğraftaki gibi olabiliyor. Biz ekran başındakileri de estetik açıdan doyuruyor bu görüntüler [2].

Orica GreenEdge

Orica-GreenEdge, yeni sponsor Orica ve yenilenmiş renkleriyle Tour de France’ta ilk kez boy gösteriyorlar. Sezona daha çok siyah ağırlıklı bir tasarımla başlamışlardı. Orica ile anlaştıktan sonra bu tasarımda da bir yenilemeye gittiler ve işte sonuç. Bence fena durmuyor. Bakalım, çok istedikleri etap galibiyetine ulaşabilecekler mi? Bunu başarabilecek bisikletçiler kadrolarında var, en az 1 etap almalarını diliyorum [2].

Özellikle açık alanlarda (genelde tarlalarla çevrelenmiş yollarda) pelotonun en büyük derdi çapraz esen rüzgarlar. Özellikle araya kazalar da girerse, direk olarak pelotonun parçalara bölündüğüne tanık olabiliyoruz. Çapraz rüzgar işleri bazen o kadar zorlaştırıyor ki birkaç parçaya ayrılan peloton kilometrelerce tekrar bir araya gelemeyebiliyor. Arka grupta kalanların çok fazla enerji sarfetmesi kaçınılmaz oluyor. Neyse ki bugünkü etapta böyle bir durum yaşanmadı. Yaşansa belki de daha heyecanlı bir etap izleyebilirdik orası ayrı. Oldukça rüzgarsız, sakin bir hava hakimdi [2].

Bu nefis sahillere bir de bisikletçilerle birlikte bakalım. Yolun kenarındaki karavanlar da dikkatinizden kaçmamıştır [2]. Tour boyunca milyonlarla kişi yol kenarından canlı olarak izliyor yarışı. Geçen senenin tahmini rakamı 12 – 14 milyon kişiydi!

Bu çılgın bisiklet tutkunlarından bir tanesi. Bu sıcakta her şeyini bir kenara koyarak yolun kenarındaki yerini almış, muhtemelen pelotonun geçmesini saatlerce beklemiş olmasına rağmen, yine de sıcağa aldırış etmeden bu kostümü giymekten vazgeçmemiş. Spora kattıkları renk için teşekkür ediyorum her birine [2].

Bizde yol kenarındaki tabelalarda yazsa yazsa “Dikkat geyik çıkabilir”, “Dikkat büyükbaş hayvan çıkabilir” yazar. Fransa’da ise “Dikkat bisikletçi çıkabilir!” [5].

Yalnız bu sefer pelotondan bu aşamada kaçanlar oldu ve peloton bu sefer bu kaçanların peşine düştü. Bu son bölümde kaçanlar Philippe Gilbert, Sylvain Chavanel, Samuel Doumolin ve Jerome Pineau oldu. Kaçışı Gilbert’in başlattığını da ekleyeyim hemen. Neredeyse kendisi için özel olarak tasarlanmış 2 etapta da (1. ve 3. etaplar) galibiyet alamayınca, eleştiri oklarının bir kez daha hedefi olmuştu Phil. Bu bölümde atak yapmasını en çok buna bağlıyorum. Yoksa son 4 km’si dümdüz olan bir etabı pelotonun önünden kaçarak almak çok çok zor. Bunu Cancellara gibi çok özel isimler başarabiliyor (Bkz: Tour de France 2007 3. Etap).

Gilbert’i bir kenara koyarsak Chavanel’in neden atağa katıldığını anlamak da çok zor olmasa gerek. Cancellara’nın sadece 7 saniye gerisinde olmasına çok içerliyor muhtemelen Fransız bisikletçi. İçerliyor tam doğru kelime olmayabilir ama kendini sarı mayoda hayal ettiğine eminim. O da 1. ve 3. etaplarda son birkaç km’de atak yapıp Cancellara’ya 7 saniyeden fazla bir fark atmak istemişti ama başarılı olamamıştı. Bu etaptaki atağında da muhtemelen aynı gayeyi taşıyordu ama bugün de başarılı olamadı ve son kaçanlar da finişe 3.6 km kala peloton tarafından yutuldu.

Bu noktadan sonra iyice ekranların başına leziz bir toplu sprint finişi izlemek için kilitlenmiştik ki yine olan oldu. Dümdüz ve oldukça geniş bir yolda kaza oldu ve bazı bisikletçiler yere düşerken bazılarıysa, kendileri yara almamasına rağmen kazadan dolayı durmak veya yavaşlamak durumunda kaldılar. Tek teselli noktası kazanın son 3 km içinde gerçekleşmesinden ötürü kazadan etkilenenlerin süre kaybı yaşamayacak olmalarıydı.

Pelotunun kazanın önünde kalan kısmı ise temposunu düşürmeden finişe doğru ilerlemeye devam etti. Kazadan etkilenen en önemli isim Mark Cavendish oldu. 2. etaptaki galibiyetini perçinlemek isteyen Manxman, kazada düştü ve finiş sprintine katılamadı.

Meydan böylece bu fırsatı oldukça iyi değerlendiren ve trenini her geçen gün daha da verimli oluşturma konusunda kendini geliştiren Lotto-Belisol’e kaldı. Sprinterleri Andre Greipel‘i son 200 – 250m’ye kadar optimum şekilde taşadılar ve bundan sonra iş Greipel’e kalmış oldu. Gorilla’da adeta 2. etabın acısını çıkarır gibi rakiplerine acımadı ve finişi en önde geçti. Alessandro Petacchi 2. olurken, Kittel’in mide problemleri yaşamaya devam etmesinden ötürü sorumluluğu alan takımın diğer sprinteri Tom Veelers 3. oldu. Matt Goss 4. ve Peter Sagan da 5. olarak yeşil mayo için puan toplamaya devam ettiler.

Gorilla lakaplı Andre Greipel finişi en önde geçiyor. Ne kadar sevindiğini çok rahat görebiliyoruz. Sanıyorum etap sonrası bir röportajda “Nasıl bu kadar kaslı olmayı başarabiliyorsun?” diye sormuşlar, o da “Ben ağırlık antrenmanı yapmam, benim doğal halim bu, hatta annem de böyleydi.” diye cevap vermiş. Bu cümleyi okuduktan sonra birkaç dakika güldüm, evet. :) [2]

Greipel’in sevinci bisikletten indikten sonra da devam ediyor. Kaskına dikkatinizi çekmek istiyorum. Gördüğünüz gibi hava deliklerinin üzeri kapalı, aerodinamiği arttırmak için böyle yöntemlere başvurabiliyor sprinterler. Hatta etaba standart kasklarıyla başlayıp etabın 2. yarısına doğru geldiklerinde takım arabasına gidip kendilerine finiş sprintinde avantaj sağlayacak bu kaskları alıyorlar [5].

Son kilometrelerde karıştığı kaza sonrasında Mark Cavendish takım otobüsünde. Gökkuşağı mayosu kendi gibi oldukça hırpalanmış [6].

SKY takımının genel müdürü Dave Brailsford etap sonrasında basının sorularını yanıtlıyor [6].

Sağ kaşındaki açılmadan dolayı doktorlar Eisel’e 4 dikişi uygun bulmuşlar [6].

Bernhard Eisel’in kaskı. “Niye kask takalım ki, ne gerek var ki?” diye soranlara gelsin bu kare de. Evet belki siz profesyonel bisikletçiler kadar hızlı gitmiyorsunuz ama size çarpacak olan bisikletçinin veya aracın o hızda gitmeyeceğinin bir garantisi var mı?  [6]

Sakatlananlar, kaza yapanlar

3. etapta karıştığı kaza sonrası ciddi bir sakatlık yaşadığı düşünülen Maarten Tjallingii (Rabobank), dün etabı tamamlasa da bugün start alamadı ve böylece ilk DNS (did not start)’imiz de gelmiş oldu maalesef.  Kalça kemiğindeki bir kırıktan ötürü başlayamadığı açıklandı Tjallingii’nin. Hatta hemen gün içerisinde müdahaleleri yapılarak tedavisine başlandı bile.

İlk etaptan problem yaşayan L.L. Sanchez ve Tony Martin bu etapta da pelotonun en arkasında seyrettiler, hatta yanlarında bir önceki etapta omuzu çıkan Tom Danielson da vardı. Bu üçlü amacına ulaştı ve daha fazla problem yaşamadan ve zaman limitinin içinde finişe ulaştı.

Kazaya karışanlar arasında Dünya Şampiyonu Mark Cavendish’in yanı sıra Bernhard Eisel, Juan Jose Haedo, Mark Renshaw, Tyler Farrar, Robert Hunter ve Peter Sagan’ı korumaya çalışan Daniel Oss vardı. Sagan yine inanılmaz bisiklet hakimiyet yeteneklerini gösterdi ve önündeki Daniel Oss düşmesine rağmen kendini kurtarmayı başardı.

Benim gördüğüm kadarıyla pek ekrana gelmedi ama Marcel Kittel hala midesinden problem yaşamaya devam ediyor. Alman bisikletçi finişi bu etapta da son sıralarda geçti.

Genel klasman iddialıları

En büyük favorilerden zaman kaybeden olmadı. Aslında Bradley Wiggins son km’lerde gerçekleşen kazaya takıldı ve kümelenmenin arkasında kaldı. Ama kendisine bir şey olmadı ve yukarıda belirttiğimiz gibi kaza da son 3 km’de gerçekleştiği için zaman kaybetmedi. Cadel Evans ise daha ihtiyatlı ilerliyor. Bugünkü kazaya takılmadı mesela. Takımı onu en önde güvenli bir şekilde tutmaya devam ediyor.

Mayolarda son durum [3]

Etap Finiş Listesi

An itibariyle Tour de France resmi sitesinde bu bilgi yer almıyor. Eklenince burada hemen paylaşacağız.

Etap Sonrası Genel Klasman

An itibariyle Tour de France resmi sitesinde bu bilgi yer almıyor. Eklenince burada hemen paylaşacağız.

Etap Sonrası Yeşil Mayo [3]

Etap Sonrası Benekli Mayo [3]

Etap Sonrası Beyaz Mayo [3]

Kaynaklar:

[1] http://www.letour.fr/le-tour/2012/us/stage-4.html
[2] http://www.cyclingtips.com.au/2012/07/tales-of-le-tour-stage-4/
[3] http://www.letour.fr/le-tour/2012/us/stage-4/classifications.html
[4] http://www.cyclingnews.com/tour-de-france/stage-4/results
[5] https://www.facebook.com/media/set/?set=a.391668774215841.83101.103512969698091&type=1
[6] http://www.teamsky.com/gallery/0,27401,25884_7869471,00.html

Sayfanın oluşturulma tarihi: 05 Temmuz 2012
Sayfanın son güncellenme tarihi: 06 Temmuz 2012

Gönlünüzce paylaşın:

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>