En Yakın Fotofinişler #2: Renshaw – Goss

“En Yakın Fotofinişler” yazı serisinin 2. yazısında bu sefer ülkemizde koşulan bir yarışa konuk olacağız. Tabii ki Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’ndan bahsediyorum. 2012 yılında ülkemizde 48.’si koşulan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, birçok anlamda bizlere oldukça heyecanlı bir tur izletti.

2006 yılında 2.2 kategorisinde bir yarış iken, 2008’de 2.1’e ve 2010’da ise 2.HC kategorisine yükselip Avrupa Turu kapsamında çıkabileceği en yüksek seviyeye çıkmıştı. Haliyle böyle olunca da UCI Pro takımlarının da ilgisi giderek arttı ve bu ilgi 2012 ile zirveye çıktı.

Bu seneki Tur’da toplam 25 takım yer aldı. UCI kuralları gereği takımlar maksimum 8 bisikletçiyle yarışabileceklerdi ve birçok takım da öyle yaptı. Birkaç takımın 7 bisikletçi getirdiğini ve hatta Team NetApp’ın sadece 6 bisikletçiyle Tur’a başladığının da altını çizeyim. Yine de toplam 194 bisikletçiden oluşan oldukça büyük bir peloton izledik. Tour de France’ta bile 9 bisikletçiden 22 takımın yani 198 bisikletçinin yer aldığını düşünürsek, Türkiye’deki pelotonun ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Katılıma UCI Pro takımları nezdinde bakarsak, profesyonel bisiklet dünyasının toplam 18 UCI Pro takımını barındırdığını ve bu takımlardan 9’unun ülkemize geldiğini eklemek gerek. Bunun haricinde 14 profesyonel kıta takımı ve 2 tane de kıta takımı yarışta yer aldı. Kıta takımlarının ikisi de ülkemizin takımlarıydı: Konya Torku Şekerspor ve Salcano – Arnavutköy.

Mark Renshaw, 4. etabın startından önce bir cila ihtiyacı hissetmiş. Gelin görün ki sezonun ilk galibiyetini de bu ciladan yaklaşık 4 saat sonra almış oldu.

Türkiye Turu son yıllarda Nisan’ın son haftasında düzenleniyor. Genel olarak da hep düz profilli etaplar koşulduğu için de takımlar genelde kadrolarında sprinter tarzı bisikletçilerle katılım gösteriyorlar. Senenin ilk büyük turu olan Giro d’Italia, Türkiye Turu’nın bitiminden yaklaşık 1 hafta sonra start alıyor ve bu nedenle özellikle Giro’ya katılacak sprinterler, Türkiye Turu’nu son önemli hazırlık yarışı olarak görüyorlar. Bu son derece sevindirici. Çünkü World Tour seviyesinde bir yarışınız yoksa bir şekilde takvimde kendinize uygun bir yer bulmanız ve belli bir konuda UCI Pro takımlarının ilgisini çekmeniz gerekiyor. Bunu da şimdilik bir anlamda başarmış görünüyoruz.

Bu sene önemli sprinterlerden Andre Greipel, Mark Renshaw, Andrea Guardini, Matt Goss, Theo Bos, Juan Jose Haedo, Robbie McEwen, Alessandro Petacchi ve Marcel Kittel ülkemizde yarıştı. Yani neredeyse Mark Cavendish ve Peter Sagan haricinde pelotonun en iyi sprinterlerini ülkemizde izleme şansına sahip olduk.

Yarış

Yukarıda belirttiğim gibi yarışımızdaki etaplar hep düz profile sahip oluyordu ve bu sene bir değişikliğe gidildi ve 1 tane tırmanış etabı eklendi. Düz etaplarda da zaman bonusu verilmesine karşın, bir tırmanış etabında açılacak farkların kapatılmasının kolay olmayacağı belliydi ve öyle de oldu. Tırmanış etabını Konya Torku Şeker Spor’dan Ivailo Gabrovski kazandı ve o etapta elde ettiği farkı yarış sonuna kadar koruyarak turkuaz mayoyu yani genel klasmanı kazanmayı başardı.

Gabrovski’nin kazandığı tırmanış etabını canlı izleme şansım olmuştu benim de. Çok iyi hatırlıyorum, o atağını yaptığı zaman ilk önce, muhtemelen finişe kadar temposunu koruyamaz diye düşündüm. Sonrasında atağına cevap vermeye çalışanlar oldu, hatta farkı ciddi şekilde kapattılar, ama yetişmeyi başaramadılar ve geri düştüler. Böyle olunca ciddi derecede keyiflendim ve Gabrovski finişi geçene kadar ayakta izledim etabın geri kalanını. Etap böyle biterse bir Türk takımı bir etap galibiyetine ulaşmış olacaktı. Hatta diğer etapların da neredeyse hepsi düz profile sahip olduğu için bu etapta yaratılacak fark ile genel klasman şampiyonluğu bile gelebilirdi.

Nitekim öyle de oldu. Gabrovski önce solo kaçısı sonrasında etap galibiyetine uzandı, sonra da kalan etaplarda bu yarattığı farkı koruyarak Tur sonunda genel klasman şampiyonluğunu yani turkuaz mayoyu elde etti. Bu sene Tur’un final etabı İstanbul’da koşuldu ve ben de haliyle etabı izlemeye gittim. Etap finişinden sonra Konya Torku Şeker Spor aracının yanına gittiğimde neredeyse davullu, zurnalı bir kutlamaya tanık oldum.

Benim çektiğim bu fotoğrafta, yukarıda bahsettiğim gibi son etap sonrası takım minibüsünün oradaki kutlamayı görüyorsunuz.

Buraya kadar her şey çok güzeldi, ama birkaç ay sonra kötü haberi duyduk. Gabrovski’nin kazandığı etap sonrası yapılan doping testi EPO pozitif çıkmıştı. Tabii bu pozitif test ile beraber, geçici olarak lisansı askıya alındı. Sonrasında Ivailo, B numunesinin de test edilmesini istedi, o da pozitif çıktı. Akabinde de beklendiği gibi 2 yıllık bir ceza aldı ve tabii ki Türkiye Turu’nda elde ettiği galibiyetler de elinden alındı. Konuyla ilgili olarak Velonation’ın sırasıyla şu yazılarını okuyabilirsiniz:

  • Tour of Turkey winner Gabrovski suspended for A-sample EPO positive doping test – link
  • Tour of Turkey winner Gabrovski faces disqualification with B sample also positive for EPO – link
  • Disqualified Tour of Turkey winner Ivaïlo Gabrovski gets a two-year suspension for EPO – link

Tabii ki bizim için büyük bir hayalkırıklığı oldu bu. Bana sorarsanız Gabrovski’nin pek kaybedecek bir şeyi yoktu ve bu nedenle şansını denedi. Kariyerinin ilk yıllarında da hematokrit seviyesinin izin verilen seviyeyi aşması nedeniyle sıkıntılar yaşamıştı kendisi. Bildiğim kadarıyla 2010 – 11 yıllarında zaten profesyonel takımlarda kendine yer bulamamış ve bir anlamda pratikte emekli olmuş gibiydi. 2012 ile beraber Konya Torku Şeker Spor’a katıldı ve birden bire Türkiye Turu’nu kazanmayı başardı. Bu bile başlı başına bazı şüpheler uyandırmaya yetmişti ama tabii pozitif bir test vs. çıkmadan çok kondurmak istemiyorsunuz ama korkulan oldu. Turkuaz mayo Gabrovski’den alınıp Astanalı Alexsandr Dyachenko’ya verildi.

Olan da aslında bizim ülkemize oldu. Zaten uluslararası seviyedeki bisiklet dünyasında çok fazla ülkemizin adı duyulmuyor, böylesine güzel bir başarıyla duyulduktan sonra da kıtasal takımlarımızdan birinde yarışan bir bisikletçinin EPO kullandığının ortaya çıkması gerçekten üzücü. Umarım bir daha böyle üzücü olaylar başımıza gelmez. Gabrovski’nin Elmalı etabını kazandıktan sonraki basın toplantısını hala hatırlıyorum. Hatırladıkça  insan daha fazla kahroluyor aslında. Çünkü özetle şöyle diyordu, “Diğer bisikletçiler çok farklı şeylerle zamanlarını geçiriyorlar, akılları başka yerde, işlerine antrenmanlarına yeteri kadar odaklanmıyorlar. Benim içinse hayatımda bisikletten başka bir şey yok, uyuyorum, uyanıyorum, yemek yiyorum, antrenman yapıyorum. Bu galibiyet insanları şaşırtmış olabilir ama şaşırmasınlar, bu hep disiplinli bir çalışmanın sonucunda geldi.” Doping testi pozitif çıktıktan sonra bu cümleleri hatırlamak gerçekten insanın içini gıcıklatıyor. Biraz fazla iyimser bir istek olacak gibi ama umarım en azından bizim ülkemizde bir daha böyle olaylarla karşılaşmayız.

4. Etap

Artık bu yazının ana konusuna yani Türkiye Turu 2012 4. etaba gelelim. 4. etap çeşitli tırmanışlar içermesine, hatta en son tırmanış finişten sadece birkaç kilometre önce sonlanmasına rağmen, dağlık bir profile etaptı diyemezdik. Sprinterlerin trenleri de iyi çalışınca sprinterlerini finişe istedikleri gibi getirebildiler ve bu etapta da toplu sprint finişi görmüş olduk.

Bu etap 25 Nisan günü koşuldu, yani o günün Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için ayrı bir önemli vardı, çünkü her yılın 25 Nisan’ı Anzak Günü olarak kutlanıyor. O gün yarışan önemli sprinterlerden birkaçı da Avustralyalı olunca onlar için de ayrı bir öneme sahip bir etap oldu. Özellikle Türkiye Turu 2012’de toplam 4. ikincilik elde edip hiç etap galibiyeti alamayan Matt Goss ve 2011 yılı sonunda HTC’nin dağılmasıyla artık başkası için “lead-out”luk yapmayıp kendi başına etap galibiyetleri kovalayacağını açıklayıp Rabobank’a geçen Mark Renshaw bu etabı önceden gözlerine kestirmiş gibiydiler.

Finiş sprintine de bu iki bisikletçi beraber kalktı, direk olarak kendilerini tehdit eden başka bir bisikletçi de olmayınca birbirlerini kontrol edip sprinte devam ettiler ve çizgiye yaklaşırken bisikletlerini öne doğru atıp çizgiyi en önde geçmeye çalıştılar. Ama o kadar yakın bir finiş oldu ki, bisikletçiler çizgiyi geçtikten sonra kimse sevinemedi, ikisi de etap galibiyetine fotofinişle karar verileceğini anlamıştı.

Fotofiniş sonucu açıklandığında iki bisikletçinin ön tekerlerinin çizgiyi geçmesi arasındaki fark tam olarak 0.0008 saniye olarak açıklandı. Sonrasında bu bile fazla geldi ve fark 0.0003 saniyeye indirildi.

Bulabildiğim bütün görüntüleri peşi sıra paylaştım. Fark bu kadar az olunca bu görüntüleri çıplak gözle incelemek bile yeterli olmayabiliyor. Birçok kere bakmama rağmen hangi tekerleğin önde olduğundan çok emin olamıyorum. Ama veriler ortada, etap galibiyeti 0.0003 saniye farkla Mark Renshaw’un.

Aslında ilginç bir noktayı da bisikletçilerin gölgelerine bakarak yakalayabiliyoruz. Tabii o sırada güneş tam hangi açıdan geliyordu bilemiyorum ama özellikle son fotoğrafta görülen Renshaw’un gölgesinin daha ilerde olduğu. Galibiyet Goss’a da gitse, Anzak Günü’nde yine bir Avustralyalı kazanmış olacaktı ama öyle olmadı ve Renshaw kendi adına sezonun ilk galibiyetini almış oldu.

2012 sezonunun sonuna geldiğimiz bugünlerde de geriye dönüp şöyle bir değerlendirme de yapmış olayım. Mark Renshaw bu sezona büyük hedeflerle başladı ve kendi için yarışırken de galibiyetler alacağını göstermek istiyordu herkese. Sezonu da Tour Down Under ile oldukça erken açtı ama ilk galibiyetini almak için Türkiye Turu’na kadar beklemek durumunda kaldı. Kazandığı bu 4. etap sonrasında da yapılan röportajlarda “Sonunda beklediği galibiyetin geldiğini ve Türkiye Turu bitmeden kalan etaplarda da galibiyet kovalamaya devam edeceğini ama ana hedefinin Giro olduğunu” söylemişti. Ama maalesef sezonun kalan bölümünde böyle bir performans sergileyemedi ve sezon boyunca aldığı tek galibiyet Türkiye Turu’nda gelen 4. etap galibiyeti oldu. Renshaw’un bu sene katıldığı bütün yarışlar ve dereceleri için link.

Mark’ın 4. etap öncesi ve sonrası attığı tweet’ler.  Sevinci tweet’lerden bile anlaşılabiliyor. :)

 

Mark Renshaw’un etap galibiyeti sonrasındaki basın toplantısı:


Velonation Mark Renshaw ile galibiyeti sonrası kısa bir röportaj yapmış:

 

Kaynaklar:

[1] http://en.wikipedia.org/wiki/2012_Tour_of_Turkey
[2] http://www.steephill.tv/tour-of-turkey/
[3] http://www.cyclingnews.com/races/presidential-cycling-tour-of-turkey-2012/stage-4/photos/219676
[4] http://www.velonation.com/News/ID/11711/Mark-Renshaw-Video-Interview-First-win-achieved-next-step-the-Giro.aspx
[5] https://twitter.com/Mark_Renshaw/status/195041215887060992
[6] https://twitter.com/Mark_Renshaw/statuses/195170335069442049
[7] https://twitter.com/Mark_Renshaw/status/195223150936596480

Sayfanın oluşturulma tarihi: 15 Ekim 2012
Sayfanın son güncellenme tarihi: 15 Ekim 2012

Gönlünüzce paylaşın:

This article has 5 comments

  1. Özgür Reply

    Yine güzel bir yazı Buyruk teşekkürler. Efsane takım HTC’de yetişmiş çok fazla sprinter var. Bu sporcuların birbiriyle rekabetini izlerken artık böyle bir takımın olmadığını bilmek üzücü. Gabrovski’ye gelince durum daha da üzücü. Ülkemiz bisiklet sporunun kalbini kırdı bu olay. Geçen gün kişisel facebook sayfasında bir ileti yazmış : “No matter what they say ,I AM THE WINNER!” . Torku Takım menajeri dahil birçok kişi bu yorumu beğenmiş. Hem suçlu hem güçlü dedikleri bu olsa gerek. Söyleyecek söz bulamadım.

    • buyruk Reply

      HTC gerçekten inanılmaz bir takım olmuştu. Zaten bildiğim kadarıyla Cavendish’in gelmesinden sonra kapanana kadar her sene en çok galibiyet alan takım oldular. Yine de sponsor bulamamaları gerçekten üzücü. Ama muhtemelen bu bisikletçilerin maaşları da öyle az buz paralar değil, resmen ufak bir yıldızlar topluluğu. :)

      Günümüz pelotonunda HTC’den gelmeyen sprinter var mı diye kısaca bir düşündüğümde aklıma Sagan ve Guardini geldi. Geri kalanlarda hep HTC’nin emeği var.

      Gabrovski ile ilgili yazdığın son haberi bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Hatta gidip ben de buldum sayfasını ve aynı dediğin gibi hala orada duruyor, 92 kişi de beğenmiş bunu. Resmen miğdem bulandı. Yazı da yazdığımı onaylamış oldu bu söyledikleriyle. Kaybedecek bir şeyi yoktu, o nedenle belki yakalanmam diye şansını denedi. Bizim Nasreddin Hoca’dan esinlenmiş “Ya tutarsa?”

      Gabrovski’nin ilgili yazısı: https://www.facebook.com/ivailo.gabrovski/posts/104744026350898

    • buyruk Reply

      Ben de yazıyı yazdığım sırada merak edip gidip bakmıştım. Sitede Nisan’dan beri herhangi bir değişiklik olmamış. Böyle etap etap klasman klasman sonuçları düzenli bir şekilde yüklemelerini çok takdir etmiştim ama klasik bir şekilde “Yarış bitti, düzen gitti” olmuş.

      2012 yarışı başlamadan önce sitenin ana sayfasında hala 2011 sonuçları yazıyordu. Ha değiştirecekler, ha değiştirecekler diye bekledim, olmadı. Yarışın ilk gününde dayanamayıp söyledim, o zaman müdahale ettiler.

      Tabii sonuçların silinmeme durumu başlı başlına ayrı bir durum. Yurt dışında bizi yine kötü gösterecek başka bir sıkıntı. Adamların gözünden bakarsanız “Önce turu kazanmak pahasına bisikletçilerine doping yaptırıyorlar, sonra da galibiyetler elinden alınmasına rağmen hala sitelerinde şampiyon gibi takdim ediyorlar.” Üzücü.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>