Bisikletçiler Bacaklarını Neden Tıraşlıyorlar?

Bisiklet yarışları söz konusu olduğunda, yeni merak duymaya başlayanların ilk sorduğu sorulardan birisi “Bisikletçiler Bacaklarını Neden Tıraşlıyorlar?” oluyor. Ben de haliyle bu soruya birçok sefer maruz kaldım ve gerçekten ilgilenip merak edenlere bildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım. Ama bir de spor kültürünü özümsemekten, yaşamlarımıza entegre etmekten milletçe oldukça uzak olduğumuz gerçeği var maalesef. Bu nedenle çoğu zaman bana gelen soruların samimi olmaktan ziyade daha çok esprili olma, hatta dalga geçme hevesiyle yönlendirilen sorular olduğunu söyleyebilirim. Hatta bırakın bacakların tıraşını, bisiklet taytını bile alay konusu yapan büyük bir kitle var, bu nedenle belki de çok şaşırmamak lazım. Böyle yaklaşımlara sıklıkla denk geldiğim için yazının başında kısaca buna değinmek istedim.

Konuyu daha fazla dağıtmadan ana başlığımıza geri dönelim ve bisikletçilerin bacaklarını tıraşlamalarının nedenlerine bakalım. Benzer başlıkta yazılmış olan yazılara denk gelmiş olabilirsiniz, bu yazılarda genelde 3 veya 4 neden öne çıkarılıyor, ben biraz kendi gözlemlerimi de katarak bu nedenleri daha da detaylandırmaya çalışacağım. Aşağıdaki maddeleri önem sırasına göre sıralamadım, o nedenle lütfen siz de okurken o şekilde düşünmeyin.

1) Aerodinamik Avantaj

Sanırım bu yazıda bisiklet yarışları için aerodinamiğin ne kadar önemli olduğuna ayrıca değinmeme gerek yok. Ama şunu söyleyebilirim, bu o kadar önemli bir detay ki sadece bisiklet veya ekipmanların aerodinamik olması yetmiyor, bunun yanında bisikletçinin kendisinin de kıyafetlerinin de bu şekilde olması gerekiyor. Her gün saatlerce sele üzerinde yarışırken %1’lik kazanç veya kayıpların birike birike sonuca nasıl etki edebileceğini hepimiz biliyoruz.

İşte bisikletçinin kendisinin aerodinamik olabilmesini sağlayan adımlardan bir tanesi de bacakların tıraşlanması olarak görülüyor. Görülüyor diyorum ama aslında bu konuda %100 bir mütabakat sağlanmış değil. Bazı araştırmalar %0.1 – %0.2 civarında bir avantaj sağladığını söylerken, bazı araştırmalarda neredeyse ölçülebilen bir fark gözlenmediği dile getiriyorlar.

Bana sorarsanız bu tip deneylerin en azından günümüz teknolojisiyle kesin bir sonuca varması kolay değil. Çünkü deneyin veya testin yapıldığı laboratuvar ortamıyla, yarışın gerçekleştiği birçok farklı hava koşuluna ve yarış içi dinamiğine maruz kalacak olan ortam arasında illa farklar olacaktır.

cycling-legs_1603531i

Sadece yol bisikletçileri değil pist bisikletçileri de “kılsız”.

Aslında fark sadece ortamla da ilgili değil, bisikletçinin fizyolojik yapısı da gayet önemli. Bacaklarının ne kadar uzun veya geniş olduğu, hatta kemiklerinin ne denli çıkık/çökük olduğu ve tabii ki ne kadar kıllı olduğu bile bu faktörün etkisini değiştirecektir. İşte bu nedenlerden ötürü herkes için geçerli bir kanıya varmak zor.

Bana sorarsanız bacakların tıraşlı olması çok az bile olsa bir avantaj sağlayabilir diye düşünüyorum. Bu nedenle de tercih edilmesinde fayda var. Ama mesela bir de şöyle düşünelim, tıraşın başka hiçbir faydası olmasa ve sadece aerodinamik avantaj söz konusu olsa bence o zaman bu kadar tercih edilmezdi, çünkü bu kadar küçük avantaj potansiyeline sahip bir değişiklik için düzenli olarak bu kadar emek harcamak çok mantıklı olmazdı.

Unutmayalım bir de aslında işin kol kısmı var. Yani aslında bu aerodinamik avantaj çok önemli olsa sadece bacaklar değil kollar da her zaman tıraşlı olurdu. Gerçi kolların durumu biraz daha farklı, sele üzerindeki duruş gereği kolun belli bir bölümü gövdenin önünde kaldığı için ve tabii ki kollar bacaklar kadar uzun veya geniş olmadığı için, bacaklar kadar avantaj sağlaması mümkün değil ama yine de peloton da daha çok tıraşlı kol görürdük. Bugün de yine birçok bisikletçi kollarını da tıraşlıyor ama bacaklardaki gibi bu oran %100 değil.

Son olarak bir de diğer sporları düşünelim. Bu konuda pek bir araştırma yaptığım söylenemez ama mesela yüzmeyi ele alalım. Yüzücülerin bırakın sadece bacaklarını, vücutlarında, gövdelerinde kıl olduğuna denk geldiniz mi? Dediğim gibi bu konuyu fazla araştırmadım ama kendi hafızamı yokladığımda yüzücülerin de “kılsız” uygulamaya tamamen uyduğunu hatırlıyorum. Tabii onlar için aerodinamiklikten ziyade hidrodinamiklik önemli ama belli anlamlarda benzer kriterler. Yüzücülerin (özellikle erkeklerde) vücutlarının neredeyse tamamı suya temas ettiği için onların uygulamaları sadece bacakla sınırlı kalmıyor haliyle.

Michael Phelps-20120730-12

Yüzücüler de kıl tercih etmiyor.

2) Pansuman ve Temizlik Kolaylığı

Bu madde oldukça önemli, hatta en önemli 2 maddeden biri desek sanırım yanlış olmaz. Bisiklet sporu maalesef doğası gereği kaza, yaralanma ve sakatlık geçirme ihtimalinin oldukça yüksek olduğu bir spor. Böyle talihsiz tecrübeler yaşandığında da hemen müdahale edilerek tedavi sürecini başlatmak çok önemli.

Bildiğiniz gibi çok ciddi olmayan yaralanmaların tedavisi yarış içinde, yarış devam ederken, hatta bisiklet üstünde bile yapılabiliyor. Ama gerek yarış içi gerekse yarış dışı müdahaleler olsun, bütün açık yaralar için iltihap riski oldukça önemlidir ve uygun şekilde müdahale için gerekli ilaçlar sürülüp yaranın bandajlanması gerekebilir. Böyle olduğunda gerek ilaçların kolay sürülebilmesi, gerekse de bandajın kolayca yapıştırılabilmesi açısından bölgenin kılsız olması önemli.

Hatta sadece bu ilk müdahale için değil, sonrası için de bölgenin kılsız olmasının iltihaplanma riskini azaltan bir faktör olduğu bilinen bir gerçek. Zira yakın zamanda ufak bir yeriniz çizilmiş olsa ve yaralanan bölge de kıl mevcutsa, yara kabuk tutup kapanmaya çalışırken, bu kıllar kabuğun içinde kalabiliyor ve haliyle iyileşme sürecini etkilerken iltihap riskini de arttırıyor.

Özetle hem gerekli ilaçları ve bandajları rahatlıkla kullanabilmek, hem de iltihap riskini minimuma indirebilmek için bisikletçilerin bacaklarını tıraşladığını söyleyebiliriz.

dan martin crash vuelta 2013

Dan Martin, Vuelta a España 2013’teki kazasından sonra bu hale geldi ve haliyle yarışı bırakmak zorunda kaldı.

Mark_Cavendish giro 2012 crash _2213185b

Mark Cavendish, Giro d’Italia 2012’de Roberto Ferrari’nin kurbanı olduktan sonra.

Tabii bisikletçiler özellikle yere düştüğünde yaralanan bölgeler sadece bacaklarla sınırlı olmuyor. Kollar, dirsekler, sırt, omuz da sık sık yaralanan, çizilen, yol yanığı oluşan bölgelerden. O nedenle yine birçok bisikletçinin tıraş işleminde sadece bacaklarla sınırlı kalmadığını, özellikle kollar ve ana gövdelerini de tıraşladığını söyleyebiliriz.

Belki de kafanızdan “Ben zaten profesyonel değilim, yarışlara katılmıyorum (ya da oldukça sınırlı sayıda katılıyorum) bu nedenle de prolar gibi kaza yapma, düşme veya yaralanma şansım oldukça düşük” diye  geçiriyorsunuz.

Bu maddeyi düşünürken sadece yarış bazlı düşünmeyin, antrenmanları da denklemin içinde düşünelim. Bu maddenin ana konusu olan pansuman kolaylığı için ciddi bir sakatlık geçirmeye de gerek yok, bunu da unutmayalım. Yani dışarıda antrenman yaparken bir çalının kenarından geçerken bacağınız sürtse ve çizilse veya bisikletinizi evden çıkarırken bacağınız bir tele, zincire dokunsa, dışarıdayken bacaklarınız çamur bile olsa, bunların temizlenmesi bile ortada kıllar yokken daha kolay.

Bandaj kullanımının tıraşlı bacaklarda işleri kolaylaştırdığına değinmiştik. Bandajın yanına bir de kinesio bantları da ekleyelim. Özellikle son yıllarda artık her sporda görmeye başladığımız, sporcuların kolunda, bacağında, ensesinde, sırtında, dizinde yani hemen hemen sorun olabilecek her bölgeye uygulanan renkli bantları kastediyorum. Bu bantlar bildiğimiz selo bantlar veya koli bantları gibi değil tabii ki, yani uygulanan bölge kıllı bile olsa çıkartılırken kılları kökünden söküp götürmüyor ama nihayetinde bu da yapışkan bir bant ve bu nedenle kıllar işleri zorlaştırıyor. Özetle bacakların tıraşlı olması kinesio bant uygulamasında da fayda sağlıyor.

2013 Tour de France

Andrew Talansky, Tour de France 2013.  Sol dizinde baklava desenli, takım renkleriyle de uyumlu kinesio bant uygulamasını görüyoruz.

3) Masajı Kolaylaştırması

Profesyonel bisikletçilerin tıraşı tercih etmelerinin en önemli bir diğer nedeni de özellikle yarışlarda gün atlamadan yaptırdıkları masajlar. Siz de eğer bir bisiklet belgeseli veya takımların yarış dışı yaptığı hazırlıklarla ilgili videolar izlemişseniz, bisikletçilerin özellikle bacaklarına yaptırdıkları masajlara denk gelmişsinizdir. Hem bacaklarda biriken laktik asitlerin daha kolay parçalanabilmesi/dağıtılabilmesi için, hem de yarış esnasında herhangi bir problemden (zorlanmadan) kaynaklanabilecek belli kaslardaki sertlikleri, kasılmaları tedavi edebilmek için masaj bisikletin olmazsa olmazlarındandır.

Az önce de söylediğim gibi özellikle yarış günlerinde nadir istisnalar dışında her etap sonrasında bisikletçilerin masajları yapılır. Hatta birden fazla görevli masör bile olsa sonuçta bisikletçi sayısı daha fazla olduğundan sıraya girmeleri gerekir ve burada da takım liderlerinin önceliği olur. Bu sayede hem yarış sonrasında arası çok açılmadan masajı yapılır, hem de böylece dinlenebilmek için odasına daha erken bir vakitte dönebilir.

andy schleck massage my tour

Andy Schleck, masajını oluyor.

Peki kıllar masaja niye engel teşkil ediyor? Daha masaj işleminin kendisine geçilmeden, bacaklara masaj yağı uygulanırken kılların varlığı işi oldukça uzatıyor. Uygulanan yağ sadece deriye kalmıyor, kıllar da yağın büyük bir çoğunluğunu emiyorlar, bu nedenle sırf yağı uygulamak bile daha masraflı oluyor ve tabii aynı zamanda daha uzun sürüyor.

Ama asıl sıkıntı masajın kendisinde. Ne kadar yağ sürerseniz sürün masaj işleminde, o kıllar çekiştiriliyor ve bisikletçinin canını acıtıyor. Çünkü bu masaj öyle nazik nazik yapılan bir masaj değil. Ciddi şekilde kaslara güç uygulanıyor ve kaslar bir anlamda yoğruluyor, eklemler esnetiliyor. Böylece vücut canlandırılmaya, yarışın stresi ve yorgunluğu atılmaya çalışılıyor.

Masörün açısından bakacak olursak, onlar da kıllarla uğraşmayı tercih etmeyeceklerdir muhtemelen. Çünkü hem işlerini zorlaştırıyor, hem de başka birinin kıllarına dokunmayı kim ister? :)

Masajın yanında bir de zaman zaman uygulanması gereken ilaçlar ve kremler var. Özellikle zorlanan eklemlere, oluşan ödemlere, non steroidal antienflamatuar tarzı kremlerin sıklıkla uygulandığını biliyoruz. Bu gibi kremlerin de daha rahat sürülebilmesi için de tıraşlı olmak avantaj sağlıyor.

andy schleck mytour leg shaving

Andy Schleck, My Tour belgeselinde bacağını tıraşlarken.

4) Giyime Uygunluk ve Estetik Görünüm

Bu maddede performans ya da dinlenme/yenilenme başlıklarının altına düşmeyen, daha çok işin göze hitap eden tarafını konuşacağız.

Bir bisikletçinin kıyafetlerini burada detaylıca incelemeye gerek yok, bu satırları okuyan herkes zaten bunu biliyor. Ama şöyle diyelim, yaz için konuşursak altta kısa tayt, üstte de yine dar, gövdeyi ve omuzları saracak şekilde bir forma. Ayakkabı, kask vs.’yi şimdilik dışarıda bırakalım. Bu durumda özellikle tayt erkeklere sıkıntı verme potansiyeline sahip. Sonuçta herkesin vücut yapısı farklı ama kıllı bir bacağa giyilen tayt giyeni konfor açısından çok rahat ettiremeyebileceği gibi (kılların sıkışması, hareket ederken çekilmesi vs.) dış görünüm açısından da oldukça gözlere hitap etmeyen bir durum oluşturuyor.

Zayıf ya da kilolu, kaslı veya kassız olun taytın sağından solundan fışkıran kıllar gözlerin düşmanı oluyor. Bu sadece karşınızdaki insanlar için geçerli de değil ayrıca, kendinize bu halde aynada bakarsanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.

Yani giyilen kıyafetlere, formalara uygunluk, gözlerin düşmanı olmama ve de bisiklet üzerindeki rahatlık açısından kıllardan kurtulmanın faydası var. Yanlış anlamayın bir tek “iyi görünsün” diye bacaklarınızı tıraş edin demiyorum, sadece tıraşın nedenlerinden birinin de bu olabileceğini belirtiyorum.

5) Motivasyon

Şimdi gelelim movitasyona. Bacaklarınızın kıllı veya kılsız olması sizin motivasyonunuzu nasıl mı etkiler? İşte dış görünüş bu kadar önemli. Aşağıda iki tane fotoğraf paylaşacağım, bunlardan ilki bir bisikletçinin tıraş olmadan hemen önceki bacaklarını gösteriyor, ikincisi ise tıraştan hemen sonraki.

before hairylegs

after shavedlegs

İlk fotoğrafa baktığınızda bacak kaslarının özellikle de  üst bacak kaslarının (quadriceps) fazla belirgin olmadığını görebilirsiniz. Ya da şöyle söyleyelim, hiç spor yapmayan biri gibi durmasa da öyle tam bir bisikletçi gibi gözükmediği aşikâr.

Bir de ikinci fotoğrafa bakalım. Bacakların tıraş edildikten hemen sonraki hali çok daha farklı. Kaslar, hatta eklemler bile daha fazla belirgin. Bu da movitasyonunuzu arttıran bir unsur oluyor. İlla bunu ilkel bir içgüdü gibi olarak algılamanıza da gerek yok. Sonuçta belki haftada saatlerce, yüzlerce km. antrenman yapıyorsunuz ve bu antrenmanların karşılığını direk olarak somut bir şekilde gözlerinizle görmek bir sonraki antrenman için movitasyon kaynağı olabiliyor, bir anlamda emeğin karşılığı gözle görünür bir şekilde ve belki de daha kolay alınabiliyor.

6) Bisiklet Kültürü/Geleneği

Bazen de bazı şeylerin çok fazla içindeyseniz, yaptığınız her şeyi sorgulamazsınız veya çok önemli bir gerekçesi olmadan da yaparsınız, işte bacakları tıraşlamanın ufak bir nedenlerinden birisi de bu.

Bisiklet en eski ve tarihi en zengin sporlardan biri. Özellikle teknik anlamda bisikletin kendisi, ekipmanlar, formalar yıllar içerisinde evrimleşip değişse de bazı şeyler belki de 100 yıldır hiç değişmedi ve muhtemelen de yakın gelecekte değişmeyecek.

Lucien Petit-Breton

Fransa Turu’nu tarihte iki kez kazanmayı başaran ilk bisikletçi Lucien Petit-Breton. 1. Dünya Savaşı’nda katılıp maalesef 1917’de yılındaki bir kazada hayatını kaybetti.

Örneğin 50 yıl önce 3 büyük tur koşuluyordu, Fransa, İtalya ve İspanya, 2013 yılında da 3 büyük tur koşuluyor ve bu turlar yine aynı turlar. Ya da klasiklere bakacak olursak Liege – Bastogne – Liege ya da Paris-Roubaix gibi yarışlar 1900’lülerin başlarında da oldukça önemli yarışlardı, şimdi de 5 anıtsal klasikten ikisini oluşturuyorlar.

Yarış taktiklerini de bu çok fazla değişim geçirmeyen başlıklardan biri olarak görebiliriz. Tabii 1900’lülerin başında şimdi olduğu gibi büyük takımlar, hatta ticari takımlar yoktu, ama sonra yıllar geçtikçe yapı oturmaya başladı ve yarış taktikleri de aynı şekilde oturdu ve ondan sonra çok büyük değişiklikler görmedik.

Yine geriye dönüp bisikletçilerin fotoğraflarına baktığınızda çok eski fotoğraflarda çok net seçilemese bile bacakların eskiden de tıraşlandığını görebiliyoruz.

François Faber, de eerste Luxemburgse Tourwinnaar (foto archief Sport-Express).

François Faber de 20. yüzyılın ilk bölümünün en başarılı bisikletçilerinden biriydi. 1909 yılında Fransa Turu’nda genel klasmanı kazanmıştı ve 1908-1914 yılları arasında yine Fransa Turu’nda toplam 19 etap galibiyeti mevcuttu. O da Petit-Breton gibi 1. Dünya Savaşı’na katılıp dünyadan oldukça erken (28 yaşında) ayrıldı.

Günümüzde de bacakların tıraşlanması bisiklet kültürünün ve geleneğinin bir parçası olmaya devam ediyor. Bu nedenle profesyonel sporcu olmasınız bile bisikleti ciddiye alan, bu konuda antrenman yapan, uzun mesafeli sürüşler, ciddi tırmanışlar yapan hatta yarışlara katılanlar da tıraşı tercih ediyor.

Bazılarına göre de keyif için bisiklete binenlerden sizi ayıran önemli farklardan biri bacakların tıraşlı olup olmadığı oluyor. Bunu hem birkaç farklı yerde okudum, hem de duydum. Özellikle bir toplu sürüşe/antrenmana veya yarışa katıldığınızda (ki amatör yarışlarda bile tıraşlı olmayan bisikletçi bulunması çok çok nadirdir) insanlar iç güdüsel olarak tıraşlı olanları daha tecrübeli olarak görüp onlara daha fazla güveniyorlar, peloton içi güventen bahsediyorum. Sonuçta ufak da olsa bir peloton halinde sürerken, önünüzdeki bisikletçiyle çok yakın pedal çeviriyorsunuz ve peloton tecrübesi fazla olmayan birine denk geldiyseniz, onun yapacağı ufak bir hata veya dikkatsizlikle siz de kendinizi yerde veya zor bir durumda bulabilirsiniz. Bu nedenle peloton içinde bisikletçiler de tekerinde pedal çevirecekleri kişilere dikkat ederler. Eğer içinde tanımadıkları bisikletçilerin de bulunduğu bir gruptalarsa o zaman tıraşlı olan bisikletçilere daha çok güveniyorlar.

Bu maddeyle ilgili son eklemeyi de şöyle yapayım. Artık bacakların tıraşlı olması bisiklet sporuyla tamamen iç içe geçmiş ve birbirini tamamlayan iki kavram gibi olmuş durumda. Bisiklete binerken artık tayt, forma giymek, kask, eldiven takmak bayağı standartlaşmış durumda, işte bacakların tıraşlı olması da bu işin bir diğer parçası.

7) Yalıtım

Burada da kılların vücuttaki fizyolojik görevlerinden biri olan yalıtıma değinelim. Hepimizin bildiği gibi kılların vücut etrafında çok etkili olmasa da bir yalıtım tabakası oluşturmak gibi bir görevi var. Özellikle soğuk havalarda çıplak deriye kıyasla vücudun daha sıcak tutulmasına katkı sağlayabiliyor. Tabii çok ciddi bir katkıdan bahsetmiyorum, yine de bir katkı sağlıyor. Ama sıcak veya yağmurlu havalarda işler tersine dönüyor ve yarardan çok zarar getiriyor.

giro13-st12-rainy-cyclist

Yağmurun tur boyunca büyük bir etken olduğu yarışlardan Giro d’Italia 2013.

Sıcak havalarda veya genel olarak terlerken, vücudu bir an önce soğutmak, olması gereken sıcaklığına geri döndürmek için terin çabucak buharlaşması gerekiyor. Ama kıllardan dolayı bacakların etrafında bir yalıtım tabakası olduğundan, dışarıdaki hava/rüzgar direk olarak deriyle temas edemiyor ve terin buharlaşma işlemi yavaşlamış oluyor. Benzer bir durum hava sıcak olmasa da yağmurlu olduğunda da geçerli. Deri gibi kıllar da ıslanıyor, su tutuyor ve bacaklarda hem daha fazla su taşınmış oluyor, hem de daha fazla suyun buharlaşması gerekiyor. Bacaklar tıraşlı olduğunda ise ısı transferi daha efektif oluyor. Soğuk havalarda kılların sağlayabileceği yukarıda bahsettiğim küçük avantaja zaten kışın uzun ve kalın taytlar, bacak ısıtıcıları giyildiği için gerek duyulmuyor.

Bu maddeyle ilgili şunu da ekleyeyim, bacakların kolay kuruması sadece yarış içinde yağmur veya terlemeyle ile sınırlı değil. Her banyo/duş sonrasında da bacakların daha kolay kuruyacağını söyleyebiliriz. Hani nasıl saçlarınız kısayken kuruması kolaysa, aynı ölçekte olmasa da benzer bir durum da bacaklar için söz konusu.

8) Plasebo Etkisi

Bütün nedenleri bir kenara koyarsak, sadece rakipleri, diğer bisikletçiler yapıyor diye geri kalmayı istememeyi de tıraşın nedenlerinden biri olarak sayabiliriz. Bu aslında 6. madde olan “Bisiklet Kültürü/Geleneği” ile yakınlık gösteren bir madde ama asıl amacı biraz farklı. Bildiğiniz gibi bisiklet çok küçük detayların bile önemli olduğu bir spor. Bisikletçiler ellerinden geldiğince her detaya dikkat etmeye çalışıyorlar ve bu artık öyle bir seviyeye geldi ki performanslarına katkıda bulunabilecek bir şeyi rakipleri yaparken kendinin yapmıyor olabileceği korkusunu yenmek adına plasebo etkisinden bahsedebiliriz.

9) Muhabbet Konusu

Yabancı forumların bir tanesinde denk gelmiştim bu maddeye. Böylesine uzun bir makalenin sonuna da biraz tebessüm edelim diye burada yer vermek istedim. Gerçekten de bu maddeye denk geldiğim forumda, birisi bacaklarını tıraş etmesinin birkaç nedenini sıralıyordu ve bu nedenlerden birini “Muhabbet konusu olsun diye” olarak yazmıştı. :) Erkeklerin bacaklarını tıraşlamaları buna alışkın olmayan insanlara ilginç geldiğinden bu şekilde bayağı bir sohbet başlatıp insanlarla tanışabilmiş arkadaş. :)

 

“Bisikletçilerin bacaklarını neden tıraşladıkları” bu sporla ilgilenenlere sorulan en temel sorulardan biri, ben de bu nedenle oldukça detaylı bir makale hazırlamaya çalıştım. Zaman içerisinde okuyup öğrendiklerime, kendi tecrübelerimi de katarak bu nedenleri listeledim. Umarım faydası dokunmuştur.

Ekleme – 11 Nisan 2014

Michael Barry’nin bacaklarını tıraş konusunda hayatında geçirdiği evreleri anlattığı yazı -> link

Kaynaklar

  1. http://uk.eonline.com/news/michael_phelps
  2. http://www.conradcolman.com/
  3. https://twitter.com/AlexRazi/status/373565777401876480/photo/1
  4. http://velonews.competitor.com/2013/07/news/gallery-2013-tour-de-france-stage-15-2_295146
  5. http://www.telegraph.co.uk/sport/othersports/cycling/9250470/Giro-dItalia-2012-Mark-Cavendish-crashes-as-Matt-Goss-wins-maiden-grand-tour-stage-for-Orica-GreenEdge.html
  6. http://www.dr.dk/Sporten/Dokumentar/AndySchleck/
  7. http://www.fatcyclist.com/2005/08/08/why-do-cyclists-shave-their-legs-warning-disturbing-images-ahead/
  8. http://www.npr.org/blogs/pictureshow/2010/07/09/128413799/tourdefrance
  9. http://en.wikipedia.org/wiki/Lucien_Petit-Breton
  10. http://en.wikipedia.org/wiki/Fran%C3%A7ois_Faber
  11. http://www.cyclingweekly.co.uk/galleries/photos/35011/2/1/giro-d-italia-2013-stage-12.html
  12. http://www.starpulse.com/Athletes/Phelps,_Michael/gallery/20120730-12/

Sayfanın oluşturulma tarihi: 17 Ekim 2013
Sayfanın son güncellenme tarihi: 11 Nisan 2014

 

Gönlünüzce paylaşın:

This article has 10 comments

  1. Özkan Reply

    Çok Güzel Bir Makale Hazırlamışsınız Ellerinize Sağlık .. Bilgilendirme Amaçlı Makale Linkini bir kaç Grupta Paylaştım iyi çalışmalar

    • buyruk Reply

      Rica ederim. Hep sorulan sorulardan birisi olduğu için biraz detaylıca cevap vermeye çalıştım. Teşekkürler paylaştığınız için. :)

  2. Bahadır Gürel Reply

    Bisiklet üzerinde kılsız olmayla ilgili nedenler çok güzel, detay da olsa çok faydalı bir yazı. Kılsız olmanın olumsuz bir yanını belirtmem gerekir: Plajda veya yaz aylarında şortla sokaklarda gezerken, ne kadar kaslı da olsanız, kılsız bacaklar kadınlara, çok uzun kıllı bacaklar kadar itici geliyor , benden söylemesi :(

    • buyruk Reply

      Olumsuz yanlarını da yazayım mı diye düşündüm ama zaten yazı hayli uzun olduğundan vazgeçmiştim, belki de ayrı bir yazıda olumsuz yönleri paylaşabilirim. Sizin söylediğinizle ilgili tabii iki farklı görüş var, sonuçta bu bir beğeni işi olduğu için tamamen subjektif. Yine denk geldiğim yabancı forumların bazılarında mesela bunun tam tersini yazan birisi de vardı, “Kadınlar bayılıyor” deyip hatta tıraş etmesinin önemli nedenlerinden biri olarak belirtmişti birisi. :)

  3. Zuhal Reply

    Bir nokta daha var: Vücuttaki kıllar proteinle beslenir. Vücut tüylerinden kurtulmak az da olsa bu proteinin harcanmasına engel olur.

    • buyruk Reply

      Aslında bu “kılların enerji/protein tüketmesi” iddiasını belki 15 yıl önce bile duyuyordum. O zaman (herhalde daha yakından ilgilenebildiğim için) bazı basketbolcuların bu şekilde bacaklarındaki kılları kestikleri bunun da nedeninin bu olduğu söyleniyordu. Ama nedense son yıllarda bunu destekleyen veya bunu neden gösteren bir yazı/makale okumadım hiç. Sadece basketbol veya bisikletle ilgili değil, genel anlamda. Bisikletle alakalı bu benim yazıya benzer yazılarda da bu maddenin neden olarak gösterildiğine de denk gelmedim. Acaba sizin denk geldiğiniz bir makale var mıdır?

  4. Johnc857 Reply

    This design is wicked! You obviously know how to keep a reader entertained. Between your wit and your videos, I was almost moved to start my own blog well, almostHaHa! Wonderful job. I really enjoyed what you had to say, and more than that, how you presented it. Too cool! dggadcdegfff

  5. alp Reply

    vücudun laktik asidi atmasına değinmeden geçmişsiniz çok önemli bir konu

    • buyruk Reply

      Teşekkürler Alp. Konuyla ilgili birkaç makale paylaşabilirsen, ben de inceleyip gerekirse yazıyı güncelleyebilirim.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>