Paris – Roubaix | Deliliğin Son Kalesi

Paris-Roubaix’nin bir eşi daha bulunmaz. Acımasız taşlar, veledrom finişi, kasvetli atmosfer… Modası geçmiş gibi görünse de adeta televizyon için yaratılmış ve kendine has karakteri sayesinde öne çıkan bir yarış.

“Paris-Roubaix, bisiklet sporunun sevenlerine armağan ettiği son çılgınlık.”

Jacques Goddet, Yarış Direktörü, 1968.

Paris-Roubaix vs. Zaman

Yarışın parkuru halkın tatil rotasının tersi yönündedir. 19. Yüzyıl sonlarında başladığında zorlu bir mücadele olsa da bu özelliği ile Bordeux-Paris ve Paris-Rouen gibi yarışlardan farklılığı yoktu. Parke taşları dünyanın her yerindeki yollarda sıkça kullanıldığından yarış bugünkü ürkütücülüğüne sahip değildi. 1. Dünya Savaşı sonrası yarışın savaştan geriye kalan yıkıntılardan geçmesi “Kuzeyin Cehennemi” etiketini de birlikte getirdi. 1950’lere gelindiğinde bir dünya savaşından daha çıkan Fransa ekonomisi Les Trente Glorieuses* dönemine giriyordu. Bunun sonucu olarak yolların büyük çoğunluğu yeniden yapılıp asfaltlandı. Ama daha iyi yollar Paris-Roubaix’nin düz parkuru ile birleşince yarışın kendine özgü bir özelliği kalmadı. İşte tam bu noktada Paris-Roubaix önemli bir karar aldı.

* İkinci Dünya Savaşı sonrası bozulan Fransız ekonomisin 30 yıllık kalkınma planı

JAQUELINE BAUDRIER TOUR DE FRANCE 1977 Jacques Goddet

Jacqueline Baudrier ve Jacques Goddet. Tour de France 1977 © Radio France – 2013 / Roger Picar

Parke taşlarının azalmasıyla yarışının sıkıcı bir geçit töreni halini aldığını gören yarış direktörü Jacques Goddet, sağ kolu Albert Bouvet ve ekibinden daha fazla parke taşlı yol bulmasını istedi. Kısa süre önce emekli olan eski bisikletçi Jean Stablinksi aralarında kötü şöhretli Arenberg Ormanı’nın da bulunduğu taşlı sektörleri Bouvet’ye gösterdi. “Stab” daha sonraları Arenberg Ormanı’nın bisikletçilere çektireceği acılardan dolayı pişmanlık duydu. Yarış organizatörleri bile bu sektörün bisikletçiler için fazla zor olabileceğini düşünüyordu. Bir şehir efsanesi midir bilinmez ama Bouvet’nin yarıştan birkaç gün önce “Ya kimse finişe gelemezse?” sorusunu dillendirdiği ve Goddet’nin “Bir bisikletçi bitirdiği sürece sorun yok” dediği söylenir. Yarış bu noktadan sonra geçmişine yöneliyor, yeni yollara karşı eski ve zorlu yollar.

Télépavé

Ama bu Paris-Roubaix’nin modernizmin bütün getirilerini reddettiği anlamına gelmiyor. Aksine yeni bir trend olan televizyon da benimsenmiş. 1930’larda kaydedilen yarışlardan kısa görüntüler sinemalarda gösterilirdi. 1950’ye gelindiğinde ise yüksek fiyatı yüzünden Fransa’da 4000’den daha az televizyon vardı. Bu durum 1960’lardaki satış patlaması ile değişti ve çok sayıda insan Paris-Roubaix’yi evinde izleme imkanına sahip oldu. Seyirciler sonunda radyo ve gazetelerin senelerdir iletmeye çalıştığı şeyleri kendileri görebiliyordu. Günümüzde yarışın zamana meydan okuyan bir kalitesi var, bisikletçiler değişebilir ama sahneler aynı.

merckx ve vlaeminck

Yarışı 3 kere kazanan Eddy Merckx, arkasında 4 kere zafer kazanmış ve bu alandaki rekoru Tom Boonen ile paylaşan Mr. Paris-Roubax, Roger de Vlaeminck.

Bisikletin tek stadyumu

Yarış romantik havasını korumak için bazı ticari fırsatlara sırt çevirdi. Finişi ele alalım, P-R bir velodromun içinde biten tek büyük yarış. Bu tarz finişler bir zamanlar organizatörlere finiş için bilet satma imkanı tanıdığı için sıkça görülüyordu ama şimdilerde Roubaix sadece bir istisna. Her zaman durum bu şekilde değildi. Yarış 1980’lerde yarış sponsoru olan La Redoute şirketinin yakınlarında bitiyordu. Ama yarış direktörü Jean-Marie Leblanc finişi tekrar veledroma aldı.

Yarışın dışında veledromun duşları başta olmak üzere kendi mitleri var. Ünlü yarış finişlerini düşünürsek -Champs Elysees, Grammont Bulvarı, Alpe d’Huez vs.- bunlar tek gün için kullanılan yerler ve hiçbiri yapı değil. Roubaix veledromu neredeyse sadece yarışa ait ve pist hemen yakında yapılan yeni veledroma rağmen korunuyor. Roubaix veledromu sadece pistten ibaret değil, bir ahırı andıran beton yapısı bisiklet efsanelerinin anıtsallığını temsil ediyor. İsviçreli bir gazeteci bu tecrübeyi şöyle özetlemişti:

Duşlar, Paris-Roubaix’de yarışan bisikletçileri yakalamak için en stratejik nokta. Bütün bisikletçiler oraya gider ve bir köpeğin kemik düşlemesi gibi buranın hayalini kurarlar. Kaldırım taşları gibi zamanla bu ortak duşlar da efsane haline geldi. Bunlar ağlama duvarları, bu duvarlar bisikletçilerin bir araya gelip acılarını dile getirdikleri, sakatlıklarını karşılaştırdıkları ve kazalarını anlattıkları yer… Burası kirlerini, yaralarını ve yorgunluklarını da yıkadıkları yer.

shower boys

Roy Curvers ve John Degenkolb yarış sonrası Roubaix duşlarında

Alternatif teknolojiler

Roubaix’nin taşları o kadar zalim ki bisikletçileri takip eden araçlar diğer yarışlardan farklı. Polisler off-road motorsiklet kullanırken takım arabalarının altına da koruyucu plakalar yerleştirilir. Bu tecrübeyi yaşamanın seyirciler için de bir bedeli var.  Tour de France’ın en stratejik noktasına hatta Tour of Flanders’a bile en iyi giysilerinizle gidebilirsiniz ama Paris-Roubaix’ye gidiyorsanız çamura hazırlıklı olmanız gerekiyor. Bu cehennem bisiklet endüstrisi için bir cennete dönüştü. Bisiklet markaları Roubaix’yi her sene yeni ürünleri için bir vitrin olarak kullanıyor.

Çamurlu kökenler

Başka hiçbir yarış yerel kökenlerine bu kadar bağlı değildir, zaten bu yarışı özel kılan yarışın geçtği yerler. Bu bölgenin ve yarışın tanıtımı için önemli rol oynayan parke taşlar her sene onarılır. Strade Bianche de Paris-Roubaix’ye benzerlik gösterir ama orada yollar sadece yarış için  korunmaz. Strade Bianche’nin güzel yolları da bölgenin tepeleri ve selvi ağaçlar ile birlikte Toskana’nın klişe manzarasının bir parçasıdır. Paris-Roubaix’de buna benzer kartpostal görüntüleri göremezsiniz. Roubaix’nin arka planını terk edilmiş madenler, elektrik direkleri ve yüksek hızlı tren yolları süsler.

Son durak

Yarışın istisnai bir noktası da bisiklet takviminde birkaç çıkmaz yoldan biri olmasıdır. Bisiklet takvimindeki yarışların bir bölümü önemli bisikletçiler için büyük yarışlara hazırlık olarak görünen yarışlardır. Bask Turu buna örnek gösterilebilir, katılan bisikletçilerin bir kısmı yarışı kazanmaya çalışırken bir kısmı da büyük yarışlar öncesi forma girmeye uğraşıyor. Yılın büyük bölümünde eğer bir yarış istediğiniz gibi gitmezse sonraki hafta bunu telafi edebileceğiniz bir yarış olması muhtemeldir. Tour de France’da bile alınan kötü bir sonuç Vuelta’da telafi edilebilir. Ama Paris-Roubaix’de durum böyle değil, bisikletçiler buraya antrenman için gelmiyor ve buradaki başarısızlığın telafisi yok. Paris-Roubaix’nin taşları bir sonraki yarış için merdiven basamağı değildir.

Birinciye Pave

Ve tabii kazanana verilen ödül de var. Diğer yarışlar kazanana genelde gümüş kupalar, porselen tabaklar verir ama Paris-Roubaix’nin kazananı ahşap üzerine monte edilmiş ve maddi değeri olmayan fakat spor dünyasındaki en özel ödüllerin başında gelen Pave ile ödüllendililir.

Parijs-Roubaix 2005

2005 Boonen’ın en iyi yıllarından biriydi. E3 Harelbeke, Tour of Flanders ve Paris-Roubaix’yi kazanmış, yıl sonunda da dünya şampiyonu olmuştu. Paris-Roubaix’deki 4 zaferinden ilki 2005 yılında gelmişti.

Özetle

Paris-Roubaix gerek zorlu parkuru, gerek kendine has finişi, gerekse de takvimdeki ve sporun tarihindeki yeri ile senenin en farklı yarışı. Taşlı yollar geçmişe yapılan bir saygı duruşu değil, kasıtlı yapılmış bir yenilik. Goddet ve Bouvet olağanüstü, ekstrem ve sporun pazarlanmasına yardımcı olacak bir şeyin peşindeydiler. Yarışın efsanesi büyümeye devam ederken yeni nesil izleyiciler de yarışı evlerinin rahatlığında izleyebiliyor.

Yarış bugün de yaşamaya devam ediyor ve artık bölgenin bir parçası haline geldi. Parke taşlı sektörler bizzat belediye başkanları tarafından onarılıyor ve yaşatılıyor, ticari baskılar ile şehirlerin dışına itilen bisiklet sporunun başka bir yerde görmediği bir ilgi bu ve yarış bu olağandışı ilgi sayesinde devam edebiliyor. 113. Paris-Roubaix bu Pazar koşulacak.

“Bu yarış saçmalıktan başka bir şey değil! İşemeye bile vakit bulamadan hayvan gibi çalışıyorsun ve altına yapmak zorunda kalıyorsun. Çamur içinde bisikletini ayakta tutmaya çabalıyorsun, yine de kayıyorsun… boktan bir şey.”

“Tekrar burada yarışır mısın?”

“Tabii ki! Bu dünyanın en güzel yarışı.”

CBS muhabiri John Tesh’in 1985’teki yarış sonrası Hollandalı Bisikletçi Theo De Rooij ile röportajından.

Önemli Not: Bu yazının orijinali INRNG’de yayınlanmış, sevgili Ali Çolak tarafından dilimize kazandırılmıştır. Fotoğraflar ve fotoğraf altı yorumlar Bisiklet Sporu tarafından sonradan eklenmiştir.

Kaynaklar

    • http://www.velo101.com/pros/article/parisroubaix-retour-sur-les-5-derniers-parisroubaix–12170
    • http://www.franceinter.fr/blog-100-jours-100-tours-le-tour-des-journalistes-1
    • https://www.pinterest.com/soigneur/soigneur-hero-03-roger-de-vlaeminck/
    • http://cyclingtips.com.au/2013/04/kristof-ramon-shoots-the-cobbled-classics/
    • http://cyclingtips.com.au/2015/04/paris-roubaix-moments-in-history-2/

Sayfanın oluşturulma tarihi: 09 Nisan 2015
Sayfanın son güncellenme tarihi: 09 Nisan 2015

Gönlünüzce paylaşın:

This article has 1 comments

  1. Pingback: Hell of the North: Paris-Roubaix 2016 – aynakol

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>