Belgesel İnceleme: Baisikeli – The Story of an African Cycling Team (2013)

Ara ara aklıma geliyor, şöyle bir düşününce sanki bisiklet ile alakalı çok fazla belgesel veya film yokmuş gibi düşünüyorum. Daha doğrusu kamuoyundaki genel kanı bu yönde. Bu konu açıldığında hemen en çok bilinen birkaç belgesel ve film sayılıyor, sonrasında da konunun devamı getirilemeyip başka konulara geçiliyor. Böyle olunca da konu hakkındaki bilgi birikimi hep aynı seviyede kalıyor maalesef.

Bazılarızın bildiği gibi elimden geldiğinde özellikle profesyonel bisiklet dünyası ile alakalı belgeselleri izleyip kitapları da okuma çabası içerisindeyim elimden geldiğince. Özellikle internetten ücretsiz izlenebilecek belgeselleri Twitter aracılığıyla da paylaşıyorum ara ara.

Ama tabii ki en güzeli, bunu düzenli bir şekilde yapabilmek. Yani sadece denk geldikçe izlemek, okumak veya paylaşmak yerine çeşitli listeler oluşturmaya başladım. Amaç basit. Önce ilgilenebileceğim bütün belgesel ve kitapları listelemek, sonra da bunları maddi koşullar el verdikçe temin etmek ve vakit yettikçe de izleyip okumak, son olarak da siteye inceleme yazılarını yazmak.

Son birkaç ayda özellikle son basamakta başarılı olduğumu söylemek güç. En son sanırım birkaç ay önce bir belgesel incelemesi yazmıştım. Ondan beri eldeki vakit ancak yarışları takip etmeye ve yukarıda bahsettiğim kitap ve belgesellere yetti.

Bu yazıda da listeme bir süre önce eklediğim bir belgeselden bahsetmek istiyorum. Sanırım Baisikeli’yi yaklaşık 2,5 yıl önce eklemişim listeme ama tam olarak 2 hafta hafta önce izleme imkanını buldum ilk defa. İşlediği konu da önemli ve sıra dışı olunca, hemen incelemesini yazmak istedim.

Künye

  • Adı: Baisikeli – The Story of an African Cycle Team
  • Yapım: Sinamatella Productions
  • Yönetmen: James Walsh
  • Çekim yerleri: Kenya, Rwanda, Güney Afrika Cumhuriyeti
  • Yapım yılı: 2013
  • Dil: İngilizce
  • Süre: 27 dakika

Konu

Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi belgeselin konusu Afrika’daki bir bisiklet takımı. Zaman zaman Kenya ulusal bisiklet takımı olarak da belirtilen ama aslında ismi Kenyan Riders olan takım. Takımın kuruluş hikayesi oldukça ilginç.

Eurosport TR yayınlarında izleyenlerin en çok sorduğu soru nedir desem sanırım herkes aynı cevabı verir. “Neden bisiklet yarışlarında siyahi bisikletçi yok?” Gerçi sanırım son bir iki senede, bu sorunun sorulma sıklığı biraz azaldı. Özellikle MTN-Qhubeka ve bu senenin Dimension Data’sı ile artık gözler pelotonda siyahi bisikletçi görmeye daha aşina. Ama belgesele dönecek olursak gerçekten bu soru baz alınarak başlatılan bir projenin hayat hikayesi üzerine bir belgesel Baisikeli.

Nicholas Leong 2005 Aralık ayına kadar Singapur’da yaşayan ve çalışan bir profesyonel fotoğrafçıyken, Aralık ayında Singapur maratonunu izliyor ve haliyle Kenyalı ve Etiyopyalı atletlerin yarışı domine ettiğini görüyor. Leong’un favori sporu ise aslında bisiklet. Maratonu izlerken aklından şu basit düşünce geçiyor. Bisiklet yarışları da maraton gibi dayanıklılık ve kondisyon sporu olduğuna göre, Kenyalılar bisiklette neden başarılı olmasın? Neden atletizmde/maratonda olduğu gibi dünyanın önde gelen bisiklet yarışlarını / Tour de France’ı domine etmesinler?

10
Bilindiği gibi Doğu Afrika’nın, özellikle Kenya ve Etiyopya’da atletizm oldukça popüler ve iki ülkenin de atletizmde birçok olimpiyat ve dünya şampiyonu bulunuyor.

Tabii ki maraton ile yol bisiklet yarışlarını bire bir karşılaştırmak bu kadar basit olamaz, zira yol yarışlarında çok daha fazla farklı etmen devreye giriyor, takım olarak yarışılıyor, farklı türde (tırmanış, zamana karşı, iniş, düzlük vs.) etaplar mevcut ve tek günlük klasikler haricinde üst üste günlerce ve haftalarca yarışılıyor. Bunların dışında sadece dayanıklılığınızın en üst seviyede olmasının yanında, bisiklet hakimiyeti, iniş kabiliyeti, özellikle zamana karşı yarışlarında yeterince esnek olup aerodinamik bir pozisyonda yarışabilme gibi farklı faktörler de devreye girdiği için özet olarak yol yarışlarının maratonlardan daha karmaşık olduğuna kanaat getirebiliriz.

Yine de başarı için muhtemelen en önemli faktör sporcunun kendi vücudunun (dayanıklılık) kapasitesi olduğu konusunda sanırım hemfikir olabiliriz. İşte Leong da bu şekilde düşünüp Singapur Maratonu’nun koşulduğu günün akşamına hemen Nairobi’ye uçak biletini almış. Söylediğine göre, Nairobi’ye sadece 1 uçuş varmış o akşam ve o uçuşu yakalamak istemesinin asıl nedeni ise, o sabah yarışta koşan Kenyalı atletlerle bir arada olabilmek.

Amacına gerçekten de ulaşmış. Hava alanına vardığında etrafta Kenyalı atletleri görmüş ve bir anlamda onları ülkelerine kadar takip etmiş. Hatta uçaktan sonra da onlarla birlikte seyahat edip araştırmalarına başlamış. Bu araştırmalarla bisiklet takımı kurabilmek için gerekli altyapıyı nasıl sağlayabileceğini anlamaya çalışıyormuş Leong.

Baisikeli 

Baisikeli, Svahili dilinde, bisiklet/bisikletler anlamına geliyor. Tahmin edebileceğiniz gibi Svahili Kenya’nın İngilizce ile beraber 2 resmi dilinden bir tanesi. Svahili, Kenya dışında Doğu Afrika’da birden fazla ülkenin de resmi dili aynı zamanda. Örnek: Tanzanya, Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti… Toplamda dünya üzerine 150 milyon insan tarafından konuşulduğu tahmin ediliyormuş.

11
Kenya’nın en popüler bisikleti “Black Mamba”.

Bir Takım Doğuyor

Leong, Kenya’ya yerleştikten sonra, nasıl bir geçiş aşamasından geçtiklerini ve sonunda yarışabilecek bir takım çıkarabilecek kadar bisikletçiye ulaşmalarına kadar olan süreci anlatıyor belgeselin açılışından sonra. Buradaki hikayeleri dikkatle dinlemenizi tavsiye ediyorum, zira gerçekten olağan dışı yöntemler ve kesinlikle tebessüm ettiriyor.

Burada tabii şunu eklemek lazım. Kenya’da hemen hemen en yetenekli sporcuların hepsi atletizme yöneldiği için diğer spor atletizme oranla çok daha az gelişmiş durumda. Yol bisikleti ise profesyonel anlamnda hemen hemen yok gibi. Durum böyle olunca da Nicholas Leong’un işi sandığından da zor olmuş. Çünkü yetenekli atletleri bisiklet sporuna yönelmeleri konusunda ikna edebilmesi çok mümkün görünmeyince, günlük hayatının bir parçası olarak bisiklet kullanan insanları gözlemlemeye başlamış.

07
Maddi imkanlar sınırlı olunca, bu şekilde hasarlı bisikletlerin hala kullanımda olduğunu görmek sürpriz olmuyor.

Bugünlerde bir Criterium du Dauphine, bir Tour de Suisse’de BMC, Tinkoff, Team Sky gibi takımları izlerken, diğer yandan Kenya’daki bir bisiklet takımına sporcu seçme kriterlerini düşündüğümüzde aradaki farkın ne kadar büyük olduğu daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Gerçi çok da şaşırmamak lazım aslında. Zira bizim memleketimizdeki durum hala çok iç açıcı değil maalesef.

Kenyan Riders’a bisikletçi seçmelerinden iki örnek vereyim.

1) Samwel Mwangi

Bu hikayeyi yine Leong’dan dinliyoruz. Şu anda bu satırları yazarken bile hala yüzümde bir tebessüm var. Ama elimden geldiğince hikayeyi aktarmaya çalışayım.

Leong Rift Vadisi’nin 2300m. yukarısındaki Iten’e geldiğinde, yukarıda bahsettiğim gibi bisikletçi olmak isteyen ve bu konuda gerçekten başarılı olabilecek yetenekte aday bulmakta zorlanıyor.

Sonra bir gün, pedicab veya muhtemelen daha çok kargo bisikleti tarzında bisiklet kullanan bir grup insana denk geliyor. Bu insanlar anladığım kadarıyla bir nevi nakliyat, taşımacılık işi yapan kişiler aslında. Şehirde bisiklete en yatkın olabilecek kişilerin bunlar arasından çıkabileceğini düşünüp bu insanların bir şekilde performansını ölçmek istiyor. Sonra kayda değer bir tırmanış bulup tek tek bu insanlara kendini yokuşun başından sonuna kadar taşıttırıyor ve her seferinde kronometreyle sürelerini ölçüyor. Sonunda Samwel Mwangi bu “testi” 1. sırada bitiren kişi oluyor. Sonrasında da Leong Mwangi’ye “Dostum gerçekten güçlüsün/yeteneklisin, yol bisikletini denemek ister misin?” diye sorarak, takımın ilk bisikletçilerinden biriyle anlaşma sağlıyor. – Samwel Mwangi

2) John Njoroge

Njoroge’nin hikayesi de benzer aslında ama yine de paylaşmak istiyorum. Njoroge de aslında sporcu değilmiş, kendisi sütçüymüş. Evet, bildiğimiz anlamıyla sütçü. Bisikletinin arkasına doldurduğu sütleri kapı kapı dolaşarak dağıtıyormuş. Söylenene göre günde 30-50 km. yol yapıp zaman zaman 50 kg.’ye kadar süt dağıtıyormuş. Bisikletinin de karbon kadrolu olmadığını, hatta daha muhtemelen güzergahının belli bölümlerinin asfalt bile olmadığını düşünürsek, aslında ne kadar büyük bir iş başardığını daha iyi anlayabiliriz.

Leong da Njoroge’nin bu rutinini öğrenince, muhtemelen o da etkilenmiş olacak ki, onu da takıma katmaya karar vermiş.

Belgeselin devamında takımdaki diğer bisikletçilerin hikayelerine detaylı yer verilmiyor, ama onların da geçmişlerinin benzer olması oldukça muhtemel.

djoroge milk carrier
john-njoroge-muya
Njoroge için “Before/After” fotoğraf serisi.

Personel

Bisikletçilerden takım personeline geçecek olursak. Bu alanda sadece elimizde iki kişi var. İlki Avustralyalı Simon Blake, takımın sportif direktörü. Yani yarışlarda takım arabasını kullanan ve bisikletçilere yarış stratejilerini veren kişi.

Takımın antrenmanlarını yöneten kişi ise koç Rob Higley. Aslında Higley, bir koşu antrenörü ama anladığım kadarıyla Kenyan Riders’a da yardımcı olup onların antrenmanları doğru şekilde yapmaları için takıma katkıda bulunuyor.

Tabii ki mekanikerler de var ama onları belgeselde göremiyoruz detaylıca.

Yarışlar – Antrenman

Belgeselin ikinci bölümünde, takımın hangi yarışları koştuğu ve tabii ki lojistik anlamda bu yarışlara nasıl gidebildiği konu alınıyor. En çok bahsedilen yarış ise Tour of Rwanda. Blake’e göre, bu yarış Afrika kıtasındaki en önemli, rekabetin en üst seviye olduğu yarış. Aslında 2.2 kategorisinde ama Afrika’da bu kategoride bile yarış bulmak kolay değil. Bunun yanında diğer önemli kriter de ulaşım ve maliyet. Yani aslında koşacak yarış bulunabiliyor olsa da, eğer ulaşım/konaklama maliyetleri pahalı olacaksa bu da Kenyan Riders için üzücü haber anlamına geliyor. Zira takımın kurucu Leong bu projeyi kişisel olarak finanse ediyor ama onun da ayırabileceği veya ayırmayı düşündüğü bütçe sınırlı.

03
Kenyan Riders antrenmanından bir kare.

05
Bisiklet ekipmanları belki pahalı olabilir ama en doğal enerji kaynağı olarak görülen muz, bizim memlekettekinden daha ucuz olsa gerek.

Rwanda ise Kenya’nın sınır komşusu olmasa da Doğu Afrika’da yer alıyor ve mesafe çok uzun olmadığı için, takım otobüsle Rwanda’ya gidebiliyormuş. Böylece takım bu yarışa düzenli katılım gösterebiliyor.

Antrenmanlarda ise direktör Blake’in altını çizdiği önemli bir nokta ön plana çıkıyor. Yukarıda anlattığım gibi takıma nasıl bisikletçi seçmek zorunda kaldıklarını biliyoruz. Ama sıkıntılar burada da bitmiyor. Örneğin bu seçilen bisikletçilerin çoğu çocukluğunda hiç bisiklete binmemiş, muhtemelen yetişkin olduktan sonra örneğin 18-20 yaşlarında bisiklete sahip olup onu da daha çok ekmek parası kazanmak için kullandıkları için aslında bisikleti hep bir iş olarak görüp sadece belli amaçlarla ve belli şekilde kullanıyorlar. Bunun dezavantajı da çocukken bisikleti eğlenme/gezme/keyif amaçlı kullanmamış olmak, yani bisikletin bu yönüyle hiç tanışmamış olmak. Bu işin psikolojik tarafı.

Bir de bisiklet hakimiyeti tarafı var. Bundan kasıt da çocukken veya gençken bisikleti uzun yıllar, yarış amaçlı olmasa da kullanmanın, insanda bir bisiklet konusunda temel oluşturduğu. Normalde profesyonelken aklınıza bile gelmeden iç güdüsel olarak yapılan bazı manevraların Kenyalı bisikletçilerde doğal olarak bulunmadığı, bu nedenle antrenmanlarda sadece mesafe, eğim, tempo, kadans gibi detaylara odaklanmanın yanında, temel bisiklet hakimiyeti konusunda da çalışmaları gerektiğini öğreniyoruz.

12
Bisikletçilere antrenmanlarında eşlik eden en azından bir motorsiklet olduğunu görmek çok güzel.

Tour of Rwanda 2012

Belgeselin sonuna doğru geldiğimizde ise bu sefer direk bir yarışın içinden görüntüler izliyoruz. Bu yarış Tour of Rwanda 2012 (Startlist). Kenya buraya 6 bisikletçiyle gelmiş ve liderleri ise Paul Agorir. Yalnız 3. etapta talihsizlik kendini gösteriyor. Agorir önce bir mekanik problem yaşıyor ve arkada kalıyor. Takım arabasından destek geliyor ve Mwangi geri gelip onu pelotona yetiştirmeye çalışıyor. Sonrasında Agorir aynı zamanda biraz kötü bir gün yaşıyor olsa gerek, Mwangi’ye kendini bırakıp bir nevi “kendini kurtarmasını” söylüyor. Mwangi bir süre daha yardım etmeye çalışıp sonra tek başına pelotonu yakalamaya çalışıyor.

Pelotonu yakalayamıyor ve finiş çizgisini etabı kazanan Darren Lill’in 13:41 gerisinde geçiyor. Aslında bu çok fazla bir süre gibi görünmeyebilir, ama o etap biraz fazla kısa bir etapmış (76,9 km.) ve Lill’in süresi ise sadece 1:49:02. Yine de 13:41 zaman limitinin içerisinde kalmasına yetmiş Mwangi’nin.

Agorir’in ise tek başına etabı bitirmeye çalışırken, lastiğini patlatmış. Ama anlatılana göre ne takım arabası, ne de tarafsız destek ekipleri onunla berabermiş, öyle olunca pedal çevirip ilerleyebildiği yerlerde patlak lastiğiyle devam etmiş, özellikle tırmanışlarda ise yürümek zorunda kalmış ama etabı bitirmiş. Acı olan ise bütün bu uğraşısına rağmen süre zaman limitinin dışında kalmış. Kenya 6 kişiyle geldiği yarışta 5 kişiye düşüp aynı zamanda da liderini kaybetmiş.

14
Tour of Rwanda’nın, billboardlarda yer alacak kadar reklamının yapılması, ne güzel.

Baisekeli-Photos-web-02-1024x682
Yarışı takip eden seyirciler de yok değil. Elimde olmadan belgesel boyunca bizim ülkemizle karşılaştırma yaparken buldum kendimi. Aslında ekonomik imkanlarımız çok daha fazlayken, bisiklet sporu açısından bakıldığında, çok büyük farklar olmadığına kanaat getirmek maalesef zor değil.

Yeni Lider

Yarışın ikinci yarısında ise Njoroge performansıyla bir adım öne çıkarak takımın yarıştaki yeni lideri olmuş. Beklenenin de üstünde performans göstermiş hatta. Son etaba girilirken genel klasmanda 4. sıradayken, son etapta da bir basamak daha yükselecek performansı ortaya koyup yarışı podyumda tamamlamış. Takım için harika bir başarı. Kendisinin de podyum seromonisinde ne kadar sevinçli olduğunu zaten görebiliyorsunuz.

Yarışla ilgili bir detay daha aktarayım, şimdi Dimension Data’dan tanıdığımız Merhawi Kudus da sadece o yarıştaymış -18 yaşındayken- ve GK’yi 6. sırada tamamlayabilmiş.

Tour of Rwanda’yı önceki senelerde ise yine tanıdık isimler kazanmış, 2011’de yarışı şu an Trek-Segafredo’da yarışan Kiel Reijnen kazanmış, şu an BMC’de yarışan Joey Rosskopf ise 2. olmuş. 2010 yılında ise kazanan Daniel Teklehaimanot, 2. olan ise Natnael Berhane olmuş.

17
Tour of Rwanda 2012 sonrasında takım fotoğrafı. 

Kapanış

Son bölümde de bisikletçilerden, aynı zamanda Leong ve Blake’ten son sözlerini dinliyoruz. Hepsi oldukça pozitif ve umutlu konuşuyor. Sadece istedikleri biraz daha imkan ve biraz daha fazla Kenyalıyı bisiklete bindirebilmek. Bunu başardıklarında çok zor olmadan bisiklet sporunda çok daha başarılı olabileceklerine ve Avrupa’da yarış koşabileceklere inanıyorlar.

Bu yazıyı bitirene kadar herhalde belgeseli 3-4 defa baştan sona izledim, aralarda takımlar, bisikletçiler hakkında internette aramalar yapıp makaleler okudum, yarış sonuçlarını inceledim ve bunları hiç sıkılmadan yaptım. Bundan sonra da ara ara yine izleyebilirim bu belgeseli. Gerçekten tebessüm ettiriyor ve içten içe daha çok hikayelerini dinlemek ve onların daha başarılı olmalarını istiyorsunuz.

Ekstra

Belgesel 2013 yılında yayınlanmış ve çekimlerin hepsi tahminimce 2012 yılında tamamlanmış. Bu nedenle son 3 yıla ait bir haber veya detay yok belgeselde. Az önce belirttiğim gibi yaptığım araştırmalarda bu döneme ait hatrı sayılır sayıda habere ulaşabildim. Bunların öne çıkanlarından burada bahsetmek istiyorum.

Öncelikle takımın kendisiyle ilgili bir haber vereyim. 2016 yılında Kenyan Riders, Team Downunder ile birleşerek Kenyan Riders Downunder adını aldı. Takım şu anda Afrika’da tek kıta takımı. Kadrolarında 6 Kenyalı, 4 Avustralyalı ve 3 Yeni Zelandalı bulunuyor. İnternet siteleri ise burada. 2016 yılında bazı WorldTour takımlarıyla beraber Cadel Evans Great Ocean Road Race ve Jayco Herald Sun Tour’da yarışmışlar.

Asıl büyük hedefleri olan Tour de France’ta yarışabilme düzeyine çıkabilmek için şu anda isim sporsorları arıyorlar. Bunun için de aşağıdaki videoyu hazırlamışlar.

Kurucu Nicholas Leong TEDxKRP’de konuşup projesinin hikayesini anlatmış. 12 dakikalık videoyu aşağıda izleyebilirsiniz. Yalnız maalesef, ses ve özellikle ışık düzeni bir hayli kötü, bu nedenle takip etmek çok kolay olmuyor.

2014 yılı Commonwealth Oyunları öncesinde The Guardian’da Kenyalı bisikletçilerle ilgili bir yazı çıkmış. Yazıda kısaca Chris Froome’un da çocukluğunun Kenya’da geçtiğinden bahsediliyor. Bildiğiniz gibi profesyonel kariyerine de Kenya lisansıyla başlayıp sonradan Britanya lisansına geçmişti kendisi. Yazının linki.

2012 yılında New York Times’ta “A Dream on Two Wheels” başlıklı bir yazıyla yine bu hikaye incelenmiş. Konuyla ilgili uzmanlardan görüşler alınıp bunlar da paylaşılmış. Yazının linki.

Njoroge

Biraz daha Njoroge’den konuşalım. Yukarıda bahsettiğim gibi Tour of Rwanda 2012’yi podyumda tamamladıktan sonra, performansına sonraki sene de devam etmiş ve 2013 yılında da bu sefer yarışı 4. bitirmiş. Bugünlerde Lampre’de izlediğimiz Louis Meintjes ise 2.’ymiş aynı yarışta.

2014’te de Commonwealth Oyunları yol yarışında ülkesini temsil etmiş. Glasgow’da zorlu hava koşullarında koşulan yarışı sadece 13 kişi tamamlayabilmişti ve kazanan Team Sky’ın Geraint Thomas’ı olmuştu. Njoroge ne yazık ki yarışı tamamlayamamış, ama Thomas, Kennaugh, Millar gibi ünlü bisikletçilerle beraber yarışma şansını yakalamış.

2014’ün ikinci yarısında da yarışmaya devam ediyor. Bu yarışlardan birisi de Filipinler’deki Tour of Matabungkay. Yarışın ilk etabı 42 km.’lik tepelik bir bireysel zamana karşı etabı ve Njoroge bu etabı kazanıp yarışın liderliğini eline geçiriyor. Bu Njoroge’nin kariyerinin aynı zamanda ilk sarı mayosu ve kendisi bu durumdan oldukça gururlu.

DSC_3721
Njoroge’nin kariyerinin ilk sarı mayosu

2. etap aynı gün koşuluyor ve toplu sprint finişi sonrasında Njoroge liderliğini kaptırmıyor. 3. etap, bol tırmanışlı ve yarışın kraliçe etabı. Yarışta ataklar oluyor ve peloton giderek küçülüyor. Njoroge bir ara küçük bir problem yaşayıp ufak bir kaza yapıyor ama sonra takım arkadaşları sayesinde liderleri yakalıyor. Etabın sonraki bölümünde, yüksek hızda inilen bir iniş sırasında, yarış görevlilerinin ikazlarına aldırış etmeyen bir otomobil sürücüsü parkurda seyrine devam ediyor. Muhtemelen o anda 80 km/s hızla inişini devam ettiren Njoroge arabayla burun buruna geliyor, gidonunu diğer bisikletçilere doğru kırmak yerine, şansını arabanın diğer tarafından geçmekten yana kullanmak istiyor. Fakat başarılı olamıyor ve arabayla ciddi şekilde çarpışıyor.

Kazanın hemen akabinde ambulans ile hastaneye kaldırılıyor, ancak yaraları maalesef fazla ciddi ve doktorlar tarafından hayatını kaybettiği açıklanıyor. Kenyan Riders takımının diğer bisikletçileri bu haberi ancak finiş çizgisini geçtikten sonra takımın koçu Rob Higley’den alıyorlar ve herkes haliyle şok içinde.

DSC_4419
Kenyan Riders, 3. etapta liderleri Njoroge ile beraber etap zaferi peşindeler.

Sonraki gün ise takımlar yarışmama kararı alıyorlar ve bir nevi Njoroge’nin yasını tutarak düşük tempoda etabı tamamlıyorlar. CyclingTips’te bu yarışı ve dramı anlatan bir yazı bulunuyor, buradan okuyabilirsiniz.

2015 Kasım’ında ölümünün ilk yılında, Kenyan Riders John Njoroge Muya Memorial yarışını düzenlemiş. Bütün bu belgeseli izleyip bugüne kadar zor koşullarda neler başardıklarını öğrendikten sonra daha da hüzün kaplıyor insanı gerçekten.

John-Njoroge-013
Kenyan Riders bisikletçileri takım liderlerini unutmak istemiyorlar. Hatıra/imza panosu, takımın merkezinde saklanıyor.

blake-froome-njoroge
Ama kapanışımızı pozitif bir fotoğrafla yapalım. Bildiğiniz gibi Chris Froome, Britanya lisansına geçmeden önce Kenya lisansıyla yarışıyordu ve çocukluğunun önemli bir kısmı Kenya’da geçmişti. Tour’u kazandıktan sonra Kenya’ya dönüp doğduğu yerleri ziyaret ederken, Kenyan Riders’a da uğraşmış. İşte bu fotoğraf da o ziyaretten. Soldaki takımın sportif direktörü Simon Blake, ortada Froome, sağda ise John Njoroge. Bu kare çekilmeden hemen önce Njoroge “Froome’a, elini gidonumun üzerine koy da bisikletimin en azından bir kısmı sarı olsun diye espri yapmış.

Kaynaklar

  • Resmi site: Sinamatella
  • İzleme: Aeon – Vimeo
  • IMDB: Link
  • Bicycle Film Festival: Link
  • http://www.procyclingstats.com/race.php?id=117464&c=3
  • http://www.procyclingstats.com/rider/John_Njoroge
  • https://www.facebook.com/simon.blake.54
  • https://www.theguardian.com/sport/2014/dec/12/kenyan-riders-cycle-team-tour-de-france
  • https://cyclenairobi.wordpress.com/2014/10/20/rip-john-njoroge-muya/

Sayfanın oluşturulma tarihi: 25 Haziran 2016
Sayfanın son güncellenme tarihi: 25 Haziran 2016

Gönlünüzce paylaşın:

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>